LAHANA KAPSÜLÜNÜN İÇİNDE BULUNAN SEBZE EKSTRELERİ HAKKINDA AÇIKLAMALAR
LAHANA ;
Bol miktarda B, C ve E vitamini ve potasyum içeren lahananın, şeker ve romatizma hastaları için de çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, bol arsenik, kükürt ve vitaminleri ile kanı temizleyip cildi güzelleştirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki suyu ve zehirli maddeleri idrarla dışarı attığını bildiriyor. Uzmanlar, lahananın kansızlığı giderdiğini ve kansere karşı etkili olduğunu da kaydediyor.
Uzmanlar, sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamininin, mide ve bagırsakların iç yüzeyini koruduğunu, oralardaki yaraların iyileşmesini sağladığını da vurgulayarak, bu sebzenin, yaşlanmayı önleyici ve kalp krizine karşı koruyan bir mineral kabul edilen selenyumun kaynağı olduğunu hatırlatıyor. Uzmanlar, selenyumun ayrıca, sağlıklı görünüşlü bir cilt verdiğini ve erkeğin cinsel gücünü arttırdığını da belirtiyor.Kansere karşı koruyucu etkisinin yanında yorgunluğu giderdiğide belirtiliyor.
DOMATES ;
Bol ve çeşitli vitaminleri, mineralleri ve faydalı organik asitleri ile tıbbi değeri çok yüksek bir sebze olan domatesin, vücuda kükürt, fosfor ve organik sodyum verdiğini vurgulayan uzmanlar, bir domatesteki C vitamininin, tavsiye edilen günlük miktarın yüzde 50’sinden fazla olduğunu bildiriyor.
Uzmanlar, domatesin damarları yumuşattığını, kanı durulttuğunu, üre miktarını düşürdüğünü, vücudu gençleştirdiğini belirterek, kalp, karaciğer, böbrek bozuklukları ve şeker hastaları için çok faydalı olduğunu ifade ediyor.
Domatesin, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, vücutta biriken üre asidi ve ürat tuzlarını eriterek idrarla dışarı attığını, vücutta biriken suyu boşalttığını kaydediyor. Uzmanlar, kansere yakalanmamak için domatesin iyi bir sebze olduğunu bildiriyor.
Domatesin C ve E vitaminleri içerdiğini, zengin bir potasyum kaynağı olduğunu ve çok az miktarda tuz bulunduğunu söyleyen uzmanlar, yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğunu ve vücudun su tutmasını engellediğini ifade ediyor. Domatesin hazmı kolaylaştırdığını, özellikle nişastalı yiyeceklerin (hamur işleri, kuru erzak) kolay sindirilmesini sağladığını vurgulayan uzmanlar, kabuk ve çekirdekleriyle bağırsakları harekete geçirdiğini ve pekliği giderdiğini belirtiyor.
SOĞAN ;
Soğanda bol miktarda A, B ve özellikle C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt gibi vücuda çok faydalı maddeler, antibiyotik vazifesi gören esanslar ve hazım arttırıcı fermentler bulunduğunu kaydeden uzmanlar, kalp ve prostat bozukluğu, pankreas tembelliği (şeker hastaları), sinir zafiyeti, romatizma, cilt hastalıkları, cinsel iktidarsızlık, mide zayıflığı gibi hastalıklarda çok fayda verdiğini, bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş su ve üreyi dışarı attığını bildiriyor. Soğanın, vücuttaki fazla tuzu da dışarı attığını belirten uzmanlar, pankreası çalıstırarak insülin ifrazatını arttırdığını ve kanda şeker seviyesini düşürdüğünü kaydediyor.
Fazla soğan yenen ülkelerde kanserin nadir görüldüğünü ve o ülke halkının uzun yaşadığını ifade eden uzmanlar, soğanın, karaciğeri ve bağırsakları dezenfekte edip zehirlerini temizlediğini ve gıdaların orada vücudu zehirlemesini önlediğini, bağırsak kurtlarını döktüğünü bildiriyor.
Uzmanlar, ağızda soğan kokusunu gidermek için yemekten sonra biraz ekmek kabuğu veya maydanoz çiğnenmesinin yeterli olduğunu söylüyor. Uzmanlar ayrıca, soğanın patateslerden ayrı, kuru, soğuk bir yere kaldırılması gerektiğini, çünkü soğan ve patatesin birbirini etkilediğini ve soğanın, patateslerden salınan nemle yumuşadığını hatırlatıyor.
HAVUÇ ;
Uzmanlar, havucun, süratle kan yapıcı, kuvvetlendirici, ishal kesici, peklik giderici, mide ve bağırsağın yakın dostu, safra akıtıcı, karaciğeri kuvvetlendirici ve yeri doldurulamayan bir sebze olduğunu söylüyor. Kansızlık halinde, sabah-öğle-akşam taze çıkarılmıs 1 çay bardağı havuç suyu içilmesi, suyu çıkarılamazsa ince rendelenmesi ve iyice çiğnenerek yenilmesi öneriliyor.
Mide ve bağırsak kanamalarında da havuç suyunun çok faydalı olduğunu ifade eden uzmanlar, havucun, özel şekeri, A vitamini ve bol vitaminleri ile karaciğeri kuvvetlendirdiğini, rahatsızlandığında kendi kendini tamir imkanı verdiğini, vücuttaki üre asidi, ürat tuzları, benzeri yorgunluk maddelerini, diger zehirleri idrarla dışarı attığını vurguluyor.
Havucun, bol A vitamini ile cilde temizlik ve pembelik verdiğini ve gözlerin sıhhatli kalmasını sağladığını belirten uzmanlar, kalp rahatsızlığı ve damar sertliği olanlara havucun çok fayda verdiğini, her gün yenen bir havucun da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indirdiğini bildiriyor.
Uzmanlar, havuçtaki beta-karotenin de gözleri, yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruduğunu ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini vurgulayarak, havuçların çiğ veya pişmiş olarak yenilirken asla soyulmaması gerektiğini, sadece temiz yıkamanın kafi olduğunu kaydediyor.
KEREVİZ ;
Kerevizde B vitamini, demir ve kireç vardır. Kereviz unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu giderir, idrar söker, böbrek taş ve kumlarının düşürülmesine yardım eder, kan ve süt yapar, karaciğeri temizler. Şeker, yüksek tansiyon ve romatizma da da faydalıdır.
CAYENNE ( Kırmızı Biber ) ;
Kan akımını canlandırır,kalp, arterler, kapilerler ve sinirleri güçlendirir. Dolaşım ve sindirim sistemi için genel bir toniktir. Çocuk ve yaşlılarda vücudun zayıflığını önler ve vücudu besler.
LAHANA KAPSÜLÜNÜN İÇİNDE BULUNAN VİTAMİNLER HAKKINDA AÇIKLAMALAR
B1 Vitamini : Başta glikoz olmak üzere Karbonhidrat metabolizmasında rol alarak enerji üretimine katılır. Bunu özellikle hücresel düzeyde gerçekleştirir. Büyümeye etkilidir. Sinir dokularının normal çalışması için gereklidir. Iştahı önemli oranda etkiler; bedeni enfeksiyona karşı korur. Bu vitamin eksikliği; çabuk yorulma, çabuk öfkelenme, asabiyet, unutkanlık, kaslarda ve baldırlarda ağrı, sık kalp atışı, bacaklarda şişme, iştahsızlık, yorgunluğa rağmen uyuyamamak gibi belirtilerle anlaşılır.
B2 Vitamini : Vücutta karaciğer ve böbreklerdeki çok az miktarın dışında depolanamadığı için günlük olarak karşılanmalıdır. Enerji üretiminde rol oynar. FMN ve FAD kısa isimli enzimlerle hidrojen taşıyıcılığı yapar. Kısa zincirli yağ asitlerinin yakılmasını sağlar. Hücrelerin gelişmesine ve solunumuna etki ederek oksijeni daha iyi kullanmasını sağlar. Bazı amino asit ve glutathion redüktaz (Kandaki alyuvarlarda) maddesinin yapımına katkıda bulunur. B2 vitamininin eksikliği, gözlerde yanma ve kuruluk, dudaklarda çatlama, ayak altlarında yanma, kulakta ve burunda pullanma, titreme, sersemlik, hareketlerde ağırlaşma, sindirim bozukluğu, saç dökülmesi belirtileriyle ortaya çıkar.
B6 Vitamini : Proteinin ana maddesi nükleik asit sentezine katılır, amino asitlerin bağırsaktan emilerek kana ve kandan hücrelere geçmesi için gereklidir. Ayrıca amino asitlerin yapım, yıkım ve birbirlerine dönüşümlerine yardımcı olur. Enerji işlevinde karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasında etkilidir, ayrıca karaciğer ve adalelerde depolanan yedek enerji kaynaği glikojenin salınmasını sağlar. B6 vitamini eksikliği, alınan besin proteince yüksek, karbonhidratça düşük olduğu durumlarda böbrek taşına neden olabilir. Bu nedenle yüksek miktarda protein yüksek miktarda B6 vitamini gerektirir.
B12 Vitamini : Vücuttaki tüm hücrelere gereklidir. Hücreler ne denli hızla çoğalıyorlarsa o kadar fazla B12 vitaminine gereksinim duyarlar. Karbonhidratlar, protein ve yağların işleme tabi tutulması için gereklidir. Özellikle sinir hücrelerinin büyümesi ve tüm hücrelerin tamirinde önemli rol oynamaktadır. Protein oluşumunda aminoasitlerin işlevinde rol oynamaktadır. Folik asit ile bileşimi sinir hücrelerinin kılıflarının korunabilmesi ve DNA sentezi için gereklidir; sinir iletilerini kolaylaştırır. Hafif derecede B12 eksikliği çok sık görülür. Uyuşukluk, unutkanlık, sabahları yataktan yorgun kalkma gibi belirtiler verir.Folik asit ve B6 vitamini ile birlikte kalp hastalıklarını ve damar tıkanıklığını önleyici rol oynamaktadır.
E Vitamini : Temel görevi antioksidan etkisidir. Hücrelerin daha uzun yaşamasını ve yenilenmesini sağlar. Doymamış yağ asitlerinin oksidasyonunu azaltarak hücre zarı oluşumuna yardımcı olur. Kalp - damar hastalıkları, kanser ve katarakta karşı koruyucu olduğu bilinmektedir.
C Vitamini : Destek dokuları için kollajen proteinlerinin yapımında etkisi vardır. Bu kollajen dokular deride, adale ve eklem bağlarında, damar duvarında, kemik ve dişlerde bulunur. C vitamini, kişiyi bakterilere karşı korur, damarların sağlığını sürdürür. C vitamini kandaki kalsiyumun bedene dağılışında büyük rol oynar. Sigara içenlerin günde en az 100 mg C vitamini almaları gerekir. Eksikliği damarların çatlamasına, kemiklerin kolay kırılmasına, eklemlerde ağrıya, diş etlerinde kanamaya, soğuk algınlığına, damar şişmelerine, sırta ağrı veren disk şikayetlerine, soluk kesikliğine, bedensel halsizliğe, hızlı kalp atışına, baş ağrısına, bitkinliğe yol açar.
Niasin : Insan vücudu için hayati fonksiyonlarda rol alır, hücrelerin oksijeni kullanabilmeleri için gereklidir. Basit bir anlatımla protein, yağ ve karbonhidrat gibi besin öğelerinin vücutta kullanılmasını sağlar. Karbonhidrat ve glikozdan enerji üretilmesinde anahtar görevi vardır. Yağ asitlerinin sentezine etkilidir. Deaminasyon (proteinlerin yapı taşı amino asitlerin kullanılma aşamalarından azot ayrılma işlemi) olayını gerçekleştirir.
Folik Asit : Vücutta yeni kan hücresi yapımında, aminoasit yapımında ve hücrelerin yenilenmesinde önemli görevler üstlenen bir vitamindir. Hücre için şart olan DNA ve RNA sentezinde görev alır. Hücre bölünmesi için gereklidir. Bu etkisi ile büyümeyi de sağlar. Folik Asit’in vücutta azalması kanser ve kansızlık riskini gündeme getireceğinden, ihmal edilmemesi gereken unsurlardan bir tanesidir. Çok fazla aspirin kullanmak, kolestrol düşürücüler, sara ilaçları ve alkol de vücuttaki folik asit miktarını azaltır.
Pantotenik Asit : Vücutta depolanmaz, günlük olarak alınmalıdır. Pantotenik asit karbonhidratlar, yağlar ve proteinlerin enerjiye çevrilmesinde bir katalizör olarak hayati rol oynayan Koenzim A'nin üretiminde zorunlu bir parçadır. Enerji üretiminde rol alır ( piruvatin, yağ asitlerinin oksidasyonu). Böbrek üstü bezine etki ederek kortizon gibi steroid hormonların yapımını sağlar. Kandaki alyuvarların ve savunma maddelerinin yapımına faydalıdır.
Vitamin H (Biotin) : B grubunda olan bir vitamin olarak kabul edilir. Özellikle tek başına değil, daha ziyade diğer B vitaminleri ile birlikte kullanımı ön plandadır.
Biotinin Vücuttaki Fonksiyonları ;
Yağ metabolizmasına etkili olan biotin, yağ üretimi ve yağ asitlerinin yapılması için gerekli olduğu gibi DNA ve RNA yapımında da önemli rol oynar. Amino asitlerin proteine dönüşümüne, nükleik asitlerin bir parçası olan pirimidin sentezine katılır. Bir çok enzimin yapısına giren biotin, bu sayede gıdaların vücuda yararlı hale getirilmesini sağlarlar. Kan şekerini düşürür. Saç dökülmesini ve beyazlamasını yavaşlatır. Cilt sağlığı için gereklidir.
Biotin Eksikliği ;
Eksikliğinin ortaya çıktığı durumlarda, halsizlik, iştahsızlık, adale incelmesi ve ağrıları, kuru, pullu ve hassas bir cilt, kansızlık ve kalp sorunları, saçlarda beyazlama ve dökülme, kan kolesterol seviyesinde artma ve gözlerde kızarma görülür.
BOYA MADDESİ HAKKINDA ;
E171 Titanium dioxide beyaz renk; diş macunu ve beyaz boyada kullanılır; bilinen yan etkisi yoktur.
Kilo vermek amacıyla rejim uygularken, yeterince vitamin alabiliyor muyuz?
Kilo vermek amacıyla bilinçli bir rejim uygulamak sanıldığı kadar kolay değildir. Diyetisyenler, günlük 6700 (1600 kalori) ya da bunun da altında kalori içeren günlük diyetle, vitamin ihtiyacımızı karşılamayacağımız görüşündeler. Ayrıca, zayıflama rejimlerinin pek çoğu tek yönlü beslenmeye yönelik olduğundan, rejim yapan bir kişinin gereksinim duyduğu vitamin miktarını besinlerle karşılayabilmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle, özellikle uzun süreli bir rejim programı uygulayanlara vitamin hapları önerilir.
Kilolu kişilerde de vitamin eksikliği olabilir mi?
Evet; kalori yönünden zengin besinler, vitamin içeriği yönünden fakir olabildiğinden, kilolu kişilerde de vitamin eksikliği söz konusu olabilir.Karbonhidrat ya da yağ oranı yüksek bir diyet, vücutta kilo artışına yol açarken, vitamin gereksinimini de artırır.
Doğal ve yapay vitaminler arasında fark var mıdır?
Hayır. Sentetik vitaminler, besinlerdeki vitaminlerle aynı kimyasal yapıya sahiptirler. Vücudunuz için vitaminin ne şekilde yapılmış olduğu önemli degildir.
Vitamin hapları uzun süre kullanılabilir mi? İlaç mıdır?
Evet. Özellikle Avrupa Gıda Konseyi tarafından kabul edilen RDA değerlerine (önerilen günlük alım miktarı) uygun vitamin ve mineral haplarını sağlığınızı korumak için alabilirsiniz. Ancak hapların A ve D vitamin içeriğinin çok yüksek olmamasına dikkat edilmelidir. A vitamini 5000 ünite, D vitamini 2000 ünite düzeyinin üstünde ve sürekli kullanımı zararlı olabilir. Vitamin hapları eğer bu RDA değerlerinin çok üzerinde ise artık takviye amacıyla değil, ilaç olarak kullanılıyor demektir. Bu gibi ilaçlar için kullanım süreleri hekim tarafından bildirilir veya ilacın prospektüsünde yer alır. Ama tekrar belirtmek gerekirse, vitamin mineral içeren destek için satılan haplar ilaç mahiyetinde değildir ve bu yüzden pek çok Avrupa ülkesinde ve Amerika Birleşik Devletleri Kanada gibi ülkelerde reçetesiz olarak satılmaktadır.